Create a free blog, web site, photo album, guestbook, earn money, share things with your friends!
Login | Sign Up 

Welcome to enis's website!



Bir takımın taraftarı olmak farklıdır. Hele ki o takım bir yaşam biçimi olursa, bu çok daha farklı yaşanır. Dünya yüzünde meydana gelen müsabakalar arasına futbol girdikten sonra ve futbol büyük bir endüstri olduktan sonra her bir futbol takımının destekleyicileri farklı kültürlerden ve farklı nedenlerden oluşmuştur.

Bir kişi, bir futbol takımını neden destekler?

Düşünün! Bir insan dişinden tırnağından biriktirdiğini, yağmur demeden, kış demeden 11 kişiyi seyretmek için harcayacak. Peki, seyrettiğinde ne olacak? Kimine göre koca bir hiç, vakit kaybı. Kimine göre ise bir yaşam biçimi, hatta yaşama sebebi.

Senelerdir, birçok futbol takımının seyircisini inceledim. Yurt dışında ve yurt içinde. Yurt dışında İtalyan, İspanyol ve İngiliz seyircisi takımlarını ateşleyen, onlarla yiyip, onlarla içen, hatta çocuklarına onların adını veren gerçekten özel kişilerdir.

Bu seyircilerin arasında holigan olarak tabir ettiğimiz fanatik futbol seyircileri de yok değildir. Onlar için artık tutmuş olduğu takım yüceleşmiştir. Onlar takımının maçını seyretmeye değil onlara veya onlara karşı çıkana zarar vermeye maça gelmektedir.

Yurt içinde ise gurur duyulacak taraftarlar vardır. Birçok Anadolu kulübü taraftarı gibi veya Beykoz taraftarı gibi. Kendilerini Boğazın Yargıçları diyen Beykoz taraftarı ise gerçek bir taraftarlık örneği sergiler.

Ama ne olursa olsun, gelmiş geçmiş en iyi ve doğru taraftar Beşiktaş’ın taraftarıdır. Son zamanlarda ise bu taraftarı coşturan, futbolcuya tepki veren, yönetimleri etkileyen, maçı kazandıran ve maalesef maçı kaybettiren bir grup var Beşiktaş tribünlerinde ÇARŞI.

Kendilerini Çarşı olarak adlandırıyorlar. Beşiktaş’ımızın çarşısından doğan bu taraftar topluluğu bambaşka bir kimliğe sahip.

Çok sevdiğim Çarşı grubundan bir kardeşim bana bir elektronik posta yollamıştı ve Çarşı kimdir diye başlıyordu. Birçok madde vardı ama en önemli bence ÇARŞI’nın karşılıksız sevmesiydi.

Evet, birçok kimsenin yargıladığı bu grup Beşiktaş’ımızı karşılıksız sevdi ve taraftarın artmasında etken oldu. Birçok kimse küfür ettiklerini söylüyor, futbolcular demoralize olduklarını belirtiyor. En çok da “ Kartal , gol gol “ tezahüratından etkilendiklerini ve baskı hissettiklerini söylüyorlar.

Çarşı sabırlıdır, ancak son noktada, oda hicvederek ( bazen ağır olsa da ) küfür eder.

Çarşı Sarı fırtına’ya küfür etmedi, Çarşı Ulvi’yi sevdi, Çarşı Pascal’ı bağrına bastı, Çarşı Sergen’e sahip çıktı.

Beşiktaş’ı hor görene, takım ruhunu sırtında taşımayana, umut bağlanan ama isteneni parayı almayı bilip de vermeyene bırakında birileri kızsın.

Çünkü yönetim görevini bu konuda yapmıyor. Bırakın başkaları yapsın. Ayrıca bir zamanlar koltuğa gelmek için Çarşıyı kullananlar şimdi suçu onlara atmasınlar.

"çarşi kapalının ortasında sıralanan bir gurup değildir. çarşi bir ruhtur. çarşi, new york'da metro trenine yazılmış siyah beyaz bir grafitidir, prag'da duvara yazılmış bir yazıdır, erzincan'da bir dağın yamacına yazılmış sevgidir, adana'da bir rengi bozuk derneğinin duvarlarına boyanmış siyah'la beyazdır, galatasaray lisesi duvarına yazılmış "çarşi ulan" işaretidir. bir tiyatro sahnesinde hiç bir dekora uymadan sırtında taşınan kutsal beşiktaş formasındadır çarşi. zonguldak'ta maden göçüğünden çıkarıldığında ilk nefesle sorulan "maç kaç kaç?" sorusundadır
çarşi. hakeme kızdığında "satanist hakem" diye bağırıp gündemi takip edenlerdir. atatürk'e dil uzatan dönemin milletvekili hasan mezarcı'ya "hasan mezarcı'ya kafam girsin" diyen tezahüratıyla cumhuriyet'in kemalist çizgisindeki duruşunun ödünsüz sesidir. ezik civcivler'in yalakalıklarına "tek adam, atam" yada "bir pankartta
verhaugen'e aç avrupa şampiyonu ol fener" diyen zekadır. beşiktaş aşkını
pankartlarda "başka boyutların tanrısı" diye ifade eden kalp'dir. ceza'sıgereği boş kalmış tribünlere "ruhumuz yeter" yazan yüreklerdir. kaşınanı tesislerinde ziyaret eden yada ellerine verdikleri "cobarde gallina ortega (korkak tavuk ortega)" pankartıyla maymun edenlerdir. "erkek adam renkli takım tutmaz" deyip alemi dut yemiş bülbüle çevirenlerdir. "işıklar söndüğü zaman tüm fenerliler güzeldir" pankartıyla herkesi güldürenlerdir. "bizim taraftarımız daha fazla" diye böbürlenenlere "en fazla sinek'de bokun üzerinde olur" cevabını yapıştıranlardır. futbolcusuna kızdığında "aşkımız renklere sizlere değil" diyen renk aşkıdır. 2 km bayrak yapıp dünya rekoru kıran sevgidir, o bayrağın en arkasında hiç bırakmadan duran 72 yaşındaki teyzedir. dünkü bükreş maçında televizyonların gösterdiği, o soğukta, ayakta boynunda siyah beyaz kaşkoluyla titreyerek karakartallarini seyreden nine'dir. tribünde bir doktordur, işçidir, iş adamıdır, okuma yazma bilmeyen bir sokak çocuğudur, profesördür. omuz omuza zıplayıp "beşiktaşım benim
biricik sevgilim" diye gözünde yaş gırtlağını yırtan solcusudur, sağcısıdır,
ateistidir, hacısıdır, müslümanıdır, ermenisidir, yahudisidir, hıristiyanıdır. irak işgalinden önce savaşa karşı duran yurtseverlerin yanındaki ruhtur. mitinglerde "beşiktaşliyiz, savaşa karşiyiz" tezahüratlarında,tribün'de "savaşa hayir",
"amerikan şahinlerine karşı karakartallar" pankartlarıyla tepkisini koyandır. bir f16 burnuna yapılmış kartal'dır. çarşi'nın "a" sını
anarşinin "a"sıyla yazan güce tapmayan isyankarlıktır. "siyah beyaz ölüm yaş**" diyen felsefedir. holiganlığı kahpelik, delikanlılığıda hayat felsefesi olarak benimseyenlerdir. sevinmek için sevmeyendir, inadına inançla bağlı olandır. nazım hikmet'in "aslolan hayattir" ına tribünlerin hacı babasıyla "hayatta beşiktaş" diye ölümsüzleştirenlerdir. "çarşi,
mustafa kemal hariç herkese, hatta kendine de karşi" diyen aykırılıktır. tribüne boydan boya "ölüm ne zaman ve nereden gelirse gelsin; mezarıma siyah beyaz güller atılacaksa, mezar taşıma beşiktaş yazılacaksa, böyle ölüm hoş gelsin sefa gelsin..." yazan ölümsüz sevgidir. çarşi ruhu beşiktaşinin uslanmaz asi ruhudur,
beşiktaşini taparcasına seven çılgın aşığıdır."


....ve
Her zaman farklı…Güçlül, kararlı. Korkusuz...Doğru bildikleri tek şey Beşiktaş"ın çıkarları.Kara Kartalların tersine olan her durumda tavırlarını net bir şekilde ortaya koyuyorlar.Muhalefetse muhalefet, savaşsa savaş.Yeter ki Kartal’a ters bir bakış atılmasın, hareket yapılmasın.Çünkü Çarşı her zaman orada…
“Alen sahaya, üçlü çektir stada" temposu kapalı tribünün ortasından bütün İnönü"ye yayılıyor.Eller havada, coşku had safhada.Her zaman Beşiktaş"ına tezahürat yapan kapalının ortasını mesken tutan Çarşı, bu kez amigo Alen"e yöneltiyor bağırışlarını.Onun sahaya inmesini, 35 bin taraftarın doldurduğu İnönü tribünlerini komuta etmesini ve İstanbul"un ‘Beşiktaş’ çığlıklarıyla yıkılmasını istiyorlar. Kutsanmalı Beşiktaş.Ve Alen sahaya iniyor.Kutsuyor.Yeri ve göğü Beşiktaş diye inletiyor.
“Çarşı grubu kişilere ait değildir.Bir ruhtur.Çarşı, her Beşiktaşlının ıslanmamayı düşündüğü anda altına girebileceği bir şemsiyedir” sözleri Alen Markaryan"ın Çarşı tarifi.Kapalının ortası bütün Beşiktaşlılara açık.Orada maç seyretmenin ve Çarşı"ya dahil olmanın tek şartı grupla ortak hareket edip, durmaksızın tezahürat yapmak. Dolmabahçe"de tezahürat kapalıda başlar, ardından diğer taraflara yayılır.Alen, Optik, Selim, Ayhan, Yılmaz, Ali gibi grubun önde gelenlerinin yönlendirmesiyle Çarşı her zaman Beşiktaş’ın ardındaki en büyük itici güç.
__________________






Date: 22 April 2007, Sunday
Comments (0) | Add Comment


Comments (0)

Add a new comment:
Name:
E-Mail:
Your website (if you have):
Your Message:
Security Code:


Latest Entries

FORTİS TÜRKİYE KUPASI
çArşı
ÇARŞI Kimdir
FIKRA LAR
GLOBAL VARNER NEDİR?

Search